2 Ocak 2017 Pazartesi

2017

Her birimiz farklı zorluklar içeren ağır bir yılı geride bırakıp, yeniden huzur ve ümit dolu bir yıla merhaba demek, bunu da özgür irade gereği doğal şekilde farklı mekânlarda gerçekleştirme tercihimizi yaptık elbet 2017’yi karşılamak için! Kimimiz çekirdek aile formatında evinde oturdu, kimimiz arkadaşlarıyla farklı hane, mekân veya ülkeleri tercih buyurdu. Tek amaç motivasyonu yükseltmek ve birlikte, tüm farklılıklarıyla geleceğe merhaba demekti… Her birimizin geleceğe dair yeni hedefleri, amaçları, hayal ve beklentileri şüphesiz mevcut; olmalı da zira yarına dair beklenti içermeyen bir yaşam sadece kuru kuruya tüketilecek zamandan ibarettir…

Bu bağlamda yeni yıla belki de gereğinden fazla yüklendik, zira gerçekten ağır bir yıl idi geride kalan, bizler de haklı olarak motivasyon ve ümit dolmak adına planlamamızı yaptık bu sembolik tarih değişikliğine istinaden. Bu süreçte pek çoğumuzun geçmiş yıl deneyimlerine istinaden yeni yıl temennilerinde en çok kesiştiği nokta huzur, barış ve mutluluktu ağırlık olarak…

Maalesef yeni yılın ilk saatleri bu temennilerin ne kadar önemli olduğunu alçak bir terör saldırısıyla yeniden hatırlattı hepimize. Canlar gitti yine, kimi ekmeğinin peşinde çalışandı kimi ise sadece sevdikleriyle birkaç eğlenceli anı oluşturmak isteyen; çekip gittiler aramızdan beklenmeyen bir şekilde. Çoğu farklı inanç ve pasaport sahibi, ortak noktaları “İNSAN” olmaktı muhtemelen ve sadece, zira her birimizin gölgesi farklıdır bir diğerimizden…

Bölünüp farklarımız pekiştirildikçe, akıl ve mantıktan uzak tepkiler vermeye devam edeceğiz. Katliama dair açıklama ve yorumları takip ettikçe aslında nasıl işe yaramaz bir döngü içinde birer birer tüketildiğimizi görmek gerçekten üzücü. İşin en acı verici tarafı ise maalesef bilinen bir çok zaafın genişletilmiş OHAL süresinde de sürmesi, örneğin taksilerde klasikleşen aranmama üstünlüğü, örneğin mekan kapısına 21 yaşında 10 aylık tek bir polisin dikilmesi, maalesef sokaklarda gerçekleşen ve Noel ile yılbaşını birbirine karıştıran grupların serbest salınımları, Noel babanın başına silah dayanması ve ilgili kişilerin ifade ardından serbest bırakılması, maalesef yılın son Cuma hutbesi içeriği, maalesef farklı din ve inançlara saygımızın tükenerek nefrete dönüşmesi, politik tercihlerimizin hatta taraftarı olduğumuz spor kulüplerinin bile yaşam standart ve haklarımıza vurduğu ağır prangalar haline dönüşmesi ilk aklıma gelenler. Deniliyor ki saldırgan uzman ve eğitimli biri, peki nasıl oluyor da benim ülkemde elinde silahla 3-4 ön güvenlik aşamasını aşarak eylem yapabiliyor OHAL varken, karakola 150 metre mesafede?

Zaman birlik olma ve akıl ile hareket etmeyi gerektiriyor. Öncelikli olarak her birimiz elimizdeki parmaklar misali birbirimizi farklılıkları ile kabul etmek ve birlikte huzur ve güvenliğimize sahip olmak zorundayız. İki parmağınızı birbirine bantlayarak ne kadar bir süre “normal” yaşayabilirsiniz bir deneyin… Farklılıklarımız aslında bizi işlevsel bir bütün haline getiren!

Hiç size trafik veya asayiş uygulaması yapan polise “günaydın, iyi günler, iyi vazifeler” dediniz mi yahut bir askeri birlik kapısında nöbet tutan emir kulu bir askere, ya da haftanın muhtelif gün ve saatlerinde mahallenizde görevli belediye temizlik işçisine “kolay gelsin, eline sağlık” lütfettiniz mi? Servis sürücünüze en son ne zaman günaydın veya iyi akşamlar buyurdunuz? Ne zaman oldu bir ikram personelinden “lütfen” ile bir şey istemeden yiyip içmeye devam ediyorsunuz? Unutmayın ki siz gibi bu insanların da temel amacı görevleri karşılığı gelir elde etmek ama her şeyden önce unutmayın ki hayatı kolaylaştıran bu görevliler İNSAN! Siz gibi, ben gibi… İçinizdeki sevgiyi keşfetmezseniz eğer, içiniz doğal olarak nefret dolar zamanla, buna izin vermeyin lütfen, sonrası ise içten başlayan bir çürüme ve tükeniştir sadece, tonla örneği mevcut, azıcık okuyunuz…

Benzeri sonsuz aksiyon varken alınabilecek kendi içimizde sevgisiz ve duyarsız oldukça maalesef farklar pekişecek ve tükeneceğiz. “Ya sev ya terk et” söylemi bizim değildir, bizim söylemimiz “Ne Mutlu Türküm Diyenedir”.


Bir olmalı, akıl ve mantık ile aksiyon ve önlem alarak birlikte yoldan çıkardığımız hayatı yine birlikte yaşanabilir hale getirmeliyiz. Güvenerek birbirimize, saygı duyarak farklı alışkanlıklarımıza, dinleyerek ve anlamaya çalışarak karşımızdakinin fikirlerini; zira aksi durumda tek tek tükeneceğiz, nerede nasıl olacağını bilmeden…

Hiç yorum yok: